27 Ekim 2008 Pazartesi

Hotspot Shield

Eveet. Kapatılan yeni bir siteyle karşı karşıyayız. Blogger. Yine neden kapatıldığı belli değil, belli olsa da sebebi yeterli değil, tekrar açılacak mı belli değil. Memleketin genel, uyduruk durumu işte. Hoş tabi insanlar önce DNS olayını çözüp girmeye başladılar “yasaklı sitelere”. Ardından bunu yegane internet sağlayıcımız da fark etti, DNS olayını da halletti. Sonra a’dan z’ye kadar giden lanet vtunnel’larla boğuşuldu, bu da bizi baydı. Sonra bi ara Youtube Jacker falan çıktı. Yani kısaca siteler yasaklandıkça, çözümler üretildi veya bulundu. Benim yeni keşfettiğim bir program var bu olayla ilgili. Çok kısaca anlatmak gerekirse; “Tüm yasaklı sitelere kolayca erişimi sağlayan ufak bir program.”

Programı kurup, sağ altta tray’den connect dediğiniz zaman; size bir IP adresi yaratıp net’te sanırım bir tür hayalet gibi gezinmenizi sağlıyor. Her türlü siteye çat çut girebiliyorsunuz hiçbir yavaşlama olmadan. Yani gayet temiz, işlevsel ve de beleş bir program. Bazı yetkisiz-iradesiz-dengesiz mecraların, insanları kafayı yemeye zorladığı şu günlerde, bünyelere şahane bir deva. Kullanın!

http://www.hotspotshield.com/

4 Ekim 2008 Cumartesi

Stardock

Apple ve işleri, görsellikte açtıkları çığırlar muhtemelen en az benim kadar sizleri de etkilemektedir. Son bombaları (kanımca çok nitelikli bir ürün olmasa da, o bir Apple) Iphone bile, gözlemlediğim kadarıyla en kallavi telefonun menülerinde karşılaşabileceğiniz görsel öğelerin 10 katı fazla etkileyiciliğe ve Apple’lığa sahip.

Windows ise henüz Vista ile bu görselliğe ağırlık verme çabasına girişmiş bulunmakta. Tabi hali hazırda hala Xp kullanıp, Microsoftun görsel anlamda yaptıkları atakların farkında olmayanlar vardır. Şöyle özetleyeyim size; Apple bu olaya bundan yaklaşık 10 sene kadar önce Mac os x serisiyle girişmiştir. Yani Windows ‘un yaptıklarını beyhude bir çaba olarak nitelendirebiliriz.

Stardock, windowsunuzu dilediğiniz gibi özelleştirebileceğiniz yer yer mac os x tadı yaşayıp, yaşatabileceğiniz programlar yazmakla meşgul bir şirket. Objectdock bu işi layikiyle yerine getirenlerden biri, tıpkı mac os x deki gibi kendi kendine gizlenip, üzerinde mouse gezdirdiğinizde ikonlarınıza zoom yapabilen bir dock sahabı olmanıza yarıyor. Dahası istediğiniz gibi özelleştirebileceğiniz tab halinde docklar (system tray, taskbar, vb) yaratmanıza olanak tanıması. Windowfx pencerelerinize türlü efektler vermenize, sağ tuş tıkladığımızda karşımıza çıkan menünün ne şekilde görünmesi istediğinize kadar inanılmaz detaylı özelleştirmeler yapmanıza yaramakta. (tabi güzel bir ekran kartı şart!) Ve son olarak Iconpackager, paketler halinde tüm windows ikonlarınızı değiştirmenize yarıyor. Objectdock sonrası kesinlikle denemenizi tavsiye edeceğim programdır.Zaman zaman bilgisayarımın deliler gibi kasılmasına neden olsa da, klasik windows mavisi (ve ya iğren yeşili) haricinde kullanabileceğim yaratıcı temalar sunuyor olması tercih sebebim. Farklı bir windows görmek istiyorsanız kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.

25 Eylül 2008 Perşembe

Proje 10 Üssü 100

Evet sayın seyirciler. Google yine yaptı yapacağını ve bir açıklamada bulundu. Yaklaşan 10. Yıldönümleri nedeniyle “İnsanlığa Yardım” başlığı altında 10 Milyon Dolarlık bir bütçe ayırdığını ve bu bütçenin nasıl kullanılması gerektiğine dair insanların fikrini almak istediklerini söyledi. Fikirler Ekim ayının 20’sine kadar belirtilebilecek. Google bu fikirlerin arasından 100 tanesini seçecek ve oylamaya sunacak. Kullanıcı oylarıyla ilk 20 finalist “fikir” belirlenecek ve belirli kişilerce bu sayı 5’e düşürülecek ve bütçe bu 5 fikir için kullanılacak.

Göstermelik bir olay mı, şahanelik mi pek anlayamadım. İnce bir çizgi var. Ama Google bu. Dediğinin arkasında durur ve de yapar. O yönden güvenimiz tam. Böyle düşününce de gayet hoş bir fikir.

Unutmadan... Sağda solda geyikleri bile dönmeye başladı olayın daha şimdiden. “Ot her yerde yasal olsun”dan “korsana evet”e oradan da “Ucuz birer 3D scanner ve printer yapılsın”a kadar fikirler dönüp duruyor. Hadi bakalım…

İlgili Site: http://www.project10tothe100.com

24 Eylül 2008 Çarşamba

Google Chrome

Yeni bir tarayıcı indirin! Evet lan vakit gelmişti yeni bir tarayıcı için. Ortamlara Mozilla, IE, Opera hakim paso. Yandan da Safari gidiyo. Hatta belki Safari de 4. büyük olabilir, haberim yok. Trabzonspor’un 4 büyüklerden biri olarak anılıp sonra birden n’olduysa, olayın 3 büyüklere indirilmesi gibi görüyorum ben Safari’yi. Neyse.

Google yine yapmış yapacağını. Teknolojinin her yerine yavaş yavaş yayılmaya başladı herifler. Ne zaman bi konu konuşsak “lan bu olayı Google kesin yapmıştır” diyebiliyoruz. Sonra araştırınca da, ya hakikaten yaptığını, ya yapmayıp satın aldığını, ya da yapım aşamasında olduğunu görebiliyoruz. Adamlar yetenekli. Bunun yanında da gayet sadeler. İşte Chrome da Google’ın sadeliğine en güzel örneği.

Programı başlatınca tertemiz bir sayfa geliyor karşınıza. Doğal olarak Google ana sitesi açılıyor. Ekranın alt kısmında hiçbir bok yok. Ki bu güzel bir şey. Mozilla gibi değil. Opera da ekranın alt kısımına hoş olmayan şeyler eklemeye başladı mesela, çok kızdım. Neyse. Tertemiz bir ekran dedik. Üst kısım hoş bir mavi tonda ve Google’ın malı olduğunu hissettiriyor size ve programa. İleri-geri, Yenile, Favoriler, Adres Çubuğu olarak gidiyor bu bar. Son iki buton da sayfa özellikleri (kes, kopyala, yapıştır, ara bul, zart zurt) ve seçenekler - özelleştirme ile alakalı. Gayet sade anlayacağınız. Bu barımızın bir üstünde de TAB dediğimiz meret var. O da bir o kadar sade. Yeni bir tab açtığımız zaman, boş sayfa görmek yerine Opera’nın Speed Dial’ı gibi bir hede görüyoruz. 9 tane kutucuk. Ama Opera’daki gibi bu kutulara adres eklemek yerine, Chrome’da bu kutular en çok ziyaret ettiğiniz sayfalardan oluşmakta. Aslında gayet iyi bir düşünce. Tek tek favori adreslerinizi atamaktansa, zaten o sayfalara hep girdiğinizden ötürü kendileri kendi yerlerini bulmakta. Gayet güzel. Security meküriti olaylarından zerre anlamam. Nedir ne değildir nasıldır bilemiyorum onun için. Ama Google’a Microsoft’a güvendiğimden daha çok güvenirim ve onun için IE’dekinden daha iyi bir güvenliği olduğundan da %75 eminim. Değilse bile geliştirilecektir. Zira Chrome henüz Beta aşamasında. Evet, biraz da buna değinmek gerek. Google denilen bu herifler bir günün sabahı diyor ki biz bi browser yaptık ve bunu en kısa zamanda kullanımınıza sunacağız. Akşam Browser çıkıyor. Beta aşamasında. Ve taş gibi çalışıyor. Ne betalar gördük, açıldığı anda çöken. Çok zorladım Chrome’u, neler denedim bi türlü çökmek bilmedi. Psikolojik baskı da yaptım, o da işlemedi. Sonra uyarı verdi; “Lan olm Google Earth’ten yerini tespit ettim, ağzına sıçmaya geliyorum, bak uğraşma benle!” dedi ben de rahat bıraktım zoraki olarak.

Chrome henüz katedeceği yolun çok başlarında. Buna rağmen çok sağlam adımlar atıyor daha şimdiden. Umarız bu bünyeyi yormayan program; küçük, sade ama güçlü özellikler de ekleyerek içine, daha da gelişir. Ki hepimiz hemfikiriz böyle olacağı konusunda.

İlgili Site: http://www.google.com.tr/chrome

7 Eylül 2008 Pazar

Photoshop Olayı

Bildiğimiz en iyi fotoğraf işleme programlarındandır bu lanet olasıca. Genelde herkesin bi şekilde haberi ya da bulaşmışlığı vardır. İşin enteresan tarafı hiç de öyle bi iddiası olmamasına rağmen Photoshop her kullanıcının elinde bambaşka bi programa dönüşür. Biz denedik bi kere; 3 kişi konuştu bu programı. Biri web designer, biri grafiker, bir diğeri de fotoğrafçı idi. Üçünün de photoshop ile ilgili bildikleri, kullanım şekilleri ve tarzları birbirinden farklıydı. Bu programı her eline geçiren anında kişiselleştirebilir gibi bi durum var. Dekupe (istenileni bırakıp istenmeyeni temizleme) yapmanın 16 farklı yolu olduğunu söylüyorlar mesela. Ben 12 tanesine kadar gidebildim. Herşeyi yapmanın bi dolu değişik yöntemi var. İstediğin, kafanda tasarladığın neyse o etkiyi verecek bişeyleri Photoshop'da yapabileceğin bi Tool, filtre ya da yöntem mutlaka vardır. E Demir Kelebek tayfasına bu konuda yardımcı olabilmek adına bazı e-booklar toparladık. Hem Photoshop'u tanıtıyor hem de yapılabileceklerin bazılarını gösteriyor bu e-book'lar. Bazıları diyorum çünkü bu işin sınırı yok gibi görünüyor. Mark Fitzgerald'a (Photoshop eğitmeni ve fotoğrafçılara rötüş yapan bi arkadaşmış kendisi) ait Restoration and Retouching Bible'ı herkesin incelemesi lazım. Photoshop ile yapılabilecekleri gördükten sonra iş hayal etmeye ve 2 sokak ötedeki Korsana Hayır kampanyasına gönülden destek veren "CD'ci" arkadaştan bi adet Photoshop almaya kalıyor. Diğer e-bookları da atlamamak lazım. Zira Türkçe olan diğer 3 kitapta Photoshop araçlarının ne olduğu ve nasıl kullanıldığı konusunda bilgi almak mümkün. Fitzgerald'ın kitabı İngilizce'dir, 514 sayfalık kitabı şimdi çevirmeye başlasak yenisi çıkana kadar anca bitmiş olur. O nedenle idare edin. İngilizce bilenler için sorun yok ama bilmeyen akadaşlar da ellerine bi sözlük alsınlar (lan hemen aklınıza zargan ya da seslisozluk.com geldi di mi? bari o işi sözlükle halledin, gönül ister ki bahsettiğimiz/bahsedeceğimiz her tür yayını basılı olarak sizlere verebilelim ama şimdilik ona gücümüz yok. cıvımazsak ve dirayetli davranırsak o da olacaktır eminim.)

6 Eylül 2008 Cumartesi

Google Reader

Google Reader tıpkı Google'ın diğer pek çok uygulaması gibi gözden kaçan ama çok işe yarayan bir online RSS takipçisi. Tek yapmanız gereken internete girdikten sonra www.google.com/reader adresine gitmeniz. Google hesabınız var ise isim ve şifre girerek hemen ulaşabiliyorsunuz Reader'a. Hesap yoksa bi 5 dakika ayırıp kayıt olun. Uygulama, bu topraklar üzerinde Türkçe olarak kullanılabiliyor. Geri kalanını keşfetmeniz lazım. Özellikle Blog'ları takip için kullanılıyor. Uygulamayı açtıktan sonra tek yapmanız gereken sol taraftaki menüden Abonelik Ekle'yi tıklamak ve sürekli olarak haberdar olmak istediğiniz Blog adresini yazıp Ekle'yi tıklamak. Bu işlemden sonra o Blog yayınına aboneliğiniz başlamış oluyor. Blog her güncellendiğinde Reader'ınıza aynı güncelleme de geliyor. Tek tek blogları dolaşmaktansa elinizin altındakini kullanarak kısa sürede ulaşıyorsunuz. Teknolojik Depo'ya ilk Google Reader ile başladık çünkü bloglar üzerinden hareket ediyoruz ve bloglarımıza ulaşmanın/takip etmenin en kolay yolu bu.